8 Nisan 2013 Pazartesi

Maç Günlüğü #1 Bitmesin Bu Rüya



Yaklaşık 3 ay öncesinden beri Kadıköy'e bir Avrupa maçına gitme planları yapıyordum. AEL maçının heyecanının düşük olması Mönchengladbach maçının da formalite maçına dönüşmesinin ardından hedef bi üst tur oldu. Ardından malum cezalar...Neyse ki hepsinden daha güzel bir maça gitme şansı yakaladım. Neredeyse her gün biletler için resmi siteye baktım. Tabi bir de bilet almak için taraftar kart gerekli. Ne kadar saçma olursa olsun onları da ayarladık. Biletlerin çıktığı gün önceki tecrübelerime de güvenerek 5 elektronik aletle biletix'e giriş yaptım. Yaklaşık 2,5 saat boyunca site kilitli kaldı. Sonra internette herkesin android cihazlardan bilet alabildiğini duydum. Sonunda 2 Migros bileti aldım. Bundan sonraki işler de gerçekten hiç kolay olmadı. Biletix'te taraftar kart sahibi, kredi kartı sahibi, üyelik sahibi diyerek 3 saat sorun çıkardılar. Önümde 14 tane konser bileti alan kişi de büyük pay sahibi tabi bunda. 


Her zaman inandığım bir muhabbettir: "Maç öncesi > maç". Bu maçla bu görüşe olan inancım zayıfladı aslında. Rakip Lazio olunca deplasman tribünü ile ilgili de heyecanlar büyüktü. Küçük bir olayda dahi ceza alma olasılığımız olsa da günler öncesinden Roma atkısı aramaya başladım. Ne yazık ki Ankara'da hiçbir yerde yok. Maç günü güzel bir otobüs yolculuğunun ardından İstanbul... Saat 6 ve maça daha 4 saat vardı. Tabi ki ilk durak Alex heykeli oldu. Açıkçası beklediğim gibi bulmadım heykeli. İnsanlar heykelin yanına çıkmış, atkı takmış fotoğraf çektiriyor. O heykel için çok insan uğraştı, ona emek verdi bu kadar zarar vermek gerçekten çok kötü. Yoğurtçu Parkı ise tek kelimeyle muhteşemdi. İtalyanca ve İngilizce "Faşizme Geçit Yok" pankartları vardı. Maçtan önce bunlar stada alınmamış tabi ki. Stada girmeden önce etrafta atkı satan tezgahlara baktım. Sarı Lacivert Real Madrid atkıları büyük ilgi görüyordu belli ki. Bir de beste duydum ki gerçekten inanılmaz. Tepki gösterebilirsiniz saygı duyarım ama güzel olduğunu kabul etmek lazım.


Tribünde güzel bir yerde oturmak için 1 saat erkenden stada girdik. Gün içerisinde merak ettiğim ekstra bir aramanın olup olmayacağıydı. Ekstra hiçbir önlem yoktu. Öyle ki cebimdeki bozuk paraları bile fark edemediler. Tribüne girer girmez ilk baktığım yer Lazio tribünü oldu. En fazla 50 kişi vardı. Sonradan sayıları çoğalsa da pankartlar haricinde pek iyi değildi. Tribünlerdeki atmosfer ilk yarı itibariyle kötü değil ancak uyumsuzdu. Migros tribünü Okul Açık'a eşlik etmemekte direniyordu. Nedenini bilemem ama akılla mantıkla açıklanacak bi yanı yok bunun. Hangi taraftar grubu olursan ol o stadın kalbinin Okul Açık olduğunu kabul edeceksin. İkinci yarı itibariyle uzun zamandır şahit olmadığım müthiş bir atmosfer vardı. Hakemin baskı altına alınması, Onazi'nin atılması sonra Webo'nun golü.. Kuyt'ın son dakika golü de inanılmaz mutlu etti. 


Şu görsel şölene de değinmek lazım. Böyle pankartlarla yapılan koreografiler gerçekten çok başka oluyor. Önümüzde zor bir İtalya deplasmanı var ama yarı finalde daha iyisini göreceğimize eminim. Tribünde oyuna dair pek izlenimim olmadı ama Kuyt ve Sow çok acayip oyuncular. Bunu söylemek yeterli. Unutmadan yolculuk sırasında bulduğum Servet Çetin fotoğrafını göstermeden geçemeyeceğim. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder